Türkçede düzeltme işaretinin kullanımı: Şapka meselesi

Sevgili okuyucularım,

Son zamanlarda sizleri ihmal ettim. Eh, sorular da birikmiş. Bunları konu başlıkları altında derleyerek yanıtlamaya çalışacağım.

Türkçede düzeltme ve inceltme işaretlerinin kullanımıyla ilgili çok sayıda soru alıyorum. Bu konuda yazmadan önce internette de kısa bir araştırma yaptım ve gördüm ki tartışmalar genellikle “kar/kâr”, “hala/hâlâ” ayrımlarına saplanıp kalmış. Bir de tabii “şapkalar kalkmamış mıydı yahu?” diye soranlar, bu işaretlerin kullanımını muhafazakâr veya “gerici” bulanlar, “biz bu kelimelerin nasıl okunduğunu biliyoruz zaten, o zaman işarete ne gerek var?” argümanını savunanlar var…

Şapkanın işlevi, kullanıldığı sesli harfi uzun ve bazı durumlarda bu harften önce gelen sessiz harfi ince okutmaktır. Ama bu tartışmayı sürdürenlerin bu apaçık işlevden zaten haberdar olduklarını varsayıyorum.

Bence bu tartışmaya fonetik ekseninde yaklaşmak bir açılım sağlayabilir. Harflerin okunuşlarını örneğin İngilizceyle karşılaştırarak düşünelim. “A” yazdığımızda Türkçede (ve örneğin Fransızcada) “a” olarak okuyoruz, ancak İngilizcede “ey” olarak okuyoruz. Peki, “E” harfine gelelim. İngilizce alfabeyi sayarken açık bir “i” şeklinde okuduğumuz bu harf, yine örneğin Fransızcada dört farklı şekilde yazılabiliyor ve hepsinde kelimenin okunuşunu değiştiriyor: é (ince e), è (açık e), ê (bir başka açık e) ve aksan eklenmemiş haliyle sadece “e”.

Sevgili okuyucularım, Fransızca, Almanca veya İspanyolcada yadırgamadığımız bu aksan işaretleri, dilin Latin alfabesi içinde kalarak yazıya geçirilmesindeki inceliklerdir. Başka bir deyişle, dili dil yapan inceliklerdendir. Konuştuğumuz dili bir alfabe aracılığıyla yazıya geçirirken nüansları da içermek, konuştuğumuz dile en yakın şekilde ifade etmek isteriz. Türkçedeki ç, ğ, ı, ö, ş, ü gibi harflerin yüklendikleri işlev de budur. Şapka kullanmama kararı bana Türkçe karakterlerin de gereksiz bulunabileceğini düşündürüyor. Hatta bu dusunceyi biraz ileri goturursem, “Sonucta nasil okuyacagimi biliyorum” diyorsaniz ve bu cumleyi icinizden cengelleri, harflerin tepesindeki noktalari ekleyerek veya eksilterek okuyabiliyorsaniz (ki bu dijital cagda hic de yadirgadigimiz bir sey degil) kolaylikla alfabeden bu harflerin cikarilmasini da savunabilirsiniz gibi geliyor.

“Şapkalar kalktı hacı” inanışının temelinde, TDK’nın birkaç sene önce aldığı, batı dillerinden gelen kelimelerde şapka kullanmama kararı var: Reklam, plan, klavye, aklıma ilk gelen örnekler. Konuyla ilgili ntvmsnbc haberine bakılabilir.

Ayrıca bazı durumlarda şapkalar üzerine geldikleri “a”yı uzatırken, öncesinde gelen “k”yı da yanlış şekilde inceltmemize sebep oluyorlar. Hangi kelimelere şapka koyacağınızla ilgili tereddüte düştüğünüzde TDK’nın açıklamasına bakmanızı öneririm.

Ayrıca Türkçeyle ilgili en güvendiğim kaynak olan Necmiye Alpay’ın Türkçe Sorunları Kılavuzu‘nda (Metis, 2000, ikinci basım 2004 – her eve lazım) bu konuyla ilgili ayrıntılı açıklama bulunabilir (sayfa 74). Kullanacağınız kelimede şapka gerekli mi emin olamadıysanız yine bu kılavuza başvurabilirsiniz.

Şunu da eklemek isterim: Şu anda kullandığımız alfabe ve Türkçeyi bu alfabeyle yazıya geçirme pratiği daha 100 yaşında bile değil. Cumhuriyet’in ilk onyıllarındaki Öztürkçeci politika ve tartışmalar, eski kelimelerin hızla dillerden silinmesine sebep oldu. Dilin konvansiyonları üzerinde uzlaşma bir türlü sağlanamadı: Bir bitişik bir ayrı yazılan kelimeler, yabancı dilden geçen kelimeyi okunuşuyla mı yazmalı tartışmaları, eskisinin yerine önerilen Öztürkçe kelimelerin dalga konusu olması (çokoturgaçlıgötürgeç — gençler belki bilmez, otobüs için önerilmişti)… O arada hikâye mi öykü mü, şehir mi kent mi, kelime mi sözcük mü derken bir baktık eskisine ayrı anlam yenisine nüanslarla farklılaşan ayrı bir anlam afteder olmuşuz.  Kelime tercihlerine bağlı muhafazakârlık tartışmalarına başka bir başlık altında değinmek istediğim için burada kısa keseceğim ve düzeltme işareti kullanımının gerekli olduğunu savunduğumu tekrarlamakla yetineceğim.

Ezcümle, şapka kullanalım, kullandıralım.

7 comments

  1. Geri bildirim: Sosyal mi toplumsal mı? Politik mi siyasi mi? « Gramer Abla
  2. Zeqi

    Bazen dilimizle söylediklerimizi yazarak anlatamamak çok vahim bir durum. Bırakın şapkanın kaldırılmasını bence b’a’zı kelimelerdeki uzatılacak harfleri anlatmak için yeni bir işaret daha geliştirilmeli.

  3. benimser

    şapkalı â harfini türk alfabesinden kaldıran geri zekâlıdır fransız alfabesine bi bakın avrupalılardan zekimisiniz siz

  4. Sukunettin Canciğer

    Türkçenin yirminci yüzyıldaki serüveni hakkında bir şey bilmediğiniz, buna rağmen yine de cehaletten gelen bir ukalalık yapmakta sakınca görmediğiniz “çokoturgaçlıgötürgeç” örneğini vermenizden belli… Bu sözcükler dil devrimcileri tarafından ne üretildi ne de önerildi; dilde sadeleşmeye gidilmesi çalışmalarına şiddetle karşı çıkan “sözde” Osmanlıcı ve onların “istepne”si faşistler tarafından icat edilip, bizim ülkemizin “taammüden” cahil sürülerinin kulağına sokuldu. TDK’nın çıkardığı sadeleştirme kılavuzlarından bir örnek verin de inanalım. Belli ki ya cahil yeni yetmelerdensiniz ya da “Tayyipçi”siniz.

    • mehmet çam

      İnceltme işaretlerinin kullanılması bence de gerekli. Örneğin yöresel bir konuşmayı yazıya aktarırken genizden çıkan sesleri veren harflerin olmaması bence bir eksiklik.

  5. Oğuz Arsay

    Çok oturgaçlı götürgeç gibi bir sözcük hiçbir zaman önerişmemiştir. Bu bir efsânedir. Dilde sadeleşme çabalarıyla alay etmek isteyen kişilerin uydurmasıdır.

Benim de ekleyeceklerim var!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s